Saadet Partisi Gölcük İlçe Başkanı Mustafa Özsoy, haftalık olağan basın açıklamasında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve devlet otoyollarının özelleştirilmesine yönelik kamuoyuna yansıyan girişimleri sert bir dille eleştirdi.
Köprü ve Otoyolların Özelleştirilmesine Tepki
Söz konusu köprü ve otoyolların halkın vergileriyle inşa edildiğini hatırlatan Özsoy, bu stratejik yatırımların sadece işletme giderlerini karşılamakla kalmayıp devlet hazinesine düzenli gelir sağladığını vurguladı. Kamu varlıklarının 30 yıllığına özel sektöre devredilmek istenmesine karşı çıkan Özsoy, şu ifadeleri kullandı: “Bu köprüler artık milletimize yük değil, kazanç kapısıdır. Devletin kasasına her yıl gelir sağlayan stratejik yatırımları elden çıkarmak ekonomik akıl değil, günü kurtarma telaşıdır. Bugünkü yanlış ekonomi yönetiminin faturasını, önümüzdeki 30 yılın gelirlerini peşinen satarak kapatmaya çalışıyorlar. Bu, milletin geleceğini ipotek altına almaktır.”
“Milletin Birikimi Satılık Değildir”
Cumhuriyet döneminde hayata geçirilen fabrikalar, limanlar, energy tesisleri, şeker fabrikaları ve kamu arazilerinin yıllar içerisinde satıldığını dile getiren Özsoy, Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler köprülerinin sıradan birer ulaşım güzergâhı olmadığının altını çizdi. Bu yapıların Türkiye açısından büyük bir ekonomik ve stratejik değer taşıdığını söyleyen Özsoy, “Devlet gelir getiren varlıklarını satmaz; işletir, geliştirir ve gelecek nesillere emanet eder. Önümüzdeki 30 yıl boyunca bu köprülerden ve otoyollardan elde edilecek kamu gelirinin, birkaç yıllık ekonomik sıkışıklığı aşmak adına elden çıkarılması sürdürülebilir değildir” diye konuştu.
Vatandaşın Üzerindeki Mali Yükler Artabilir
Yap-İşlet-Devret modeliyle gerçekleştirilen projelerdeki garanti ödemelerine değinen Özsoy, halkın mülkiyetindeki köprülerin özel sektörün kontrolüne bırakılmasının geçiş ücretlerini artırabileceğini savundu. Özsoy, “Milletin malı, milletin elinde kalmalıdır. Devlet yönetimi günü kurtarmanın değil, milletin geleceğini güvence altına almanın makamıdır” açıklamasında bulundu.
Köy Okullarının Yeniden Açılması Çağrısı
Açıklamasının ikinci bölümünde kırsal kalkınma, tarım ve hayvancılık konularına değinen Özsoy, köyleri üretim merkezi olmaktan çıkaran politikaların tarımsal gerilemede etkili olduğunu söyledi. Bir köyü ayakta tutan temel kurumların okul, cami ve sağlık ocağı olduğunu belirten Özsoy, köy okullarının kapatılmasının kırsaldaki sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkilediğini dile getirdi. Taşımalı eğitim uygulaması nedeniyle çocukların her gün uzun mesafeler katetmek zorunda kaldığını ifade eden Özsoy, ailelerin de zaman içerisinde eğitim gerekçesiyle köylerden ayrıldığını söyledi. Bu sürecin köylerin boşalmasına neden olduğunu savunan Özsoy, “Tarlalar ekilmez, ahırlar boş kalır hâle geldi. Tarım ve hayvancılık büyük yara aldı” dedi.
Köylerin Mahalle Statüsüne Dönüştürülmesine Tepki
Köylerin tüzel kişiliklerinin kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürülmesini eleştiren Özsoy, bu değişikliğin üreticilerin üzerindeki mali yükleri artırdığını savundu. Çiftçilerin elektrik, su, imar, emlak, harç ve vergi gibi birçok alanda yeni maliyetlerle karşılaştığını belirten Özsoy, üreten insanın desteklenmesi gerekirken cezalandırıldığını ve köyde kalmanın zorlaştırıldığını ifade etti. Yüksek gıda fiyatlarının temelinde üreticiyi tarımdan uzaklaştıran politikaların bulunduğunu ileri süren Özsoy, çiftçilerin daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
“Türkiye İthalatla Değil, Üretimle Kalkınır”
Özsoy, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Milletimizin ortak varlıklarını satan değil koruyan, üreticinin önüne engeller koyan değil destek veren, köyleri boşaltan değil yeniden yaşatan bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Köprüleri satmayın, köy okullarını yeniden açın. Geleceğimizi ipotek altına almayın, üretimin önünü açın. Türkiye’nin ihtiyacı rant ekonomisi değil, üretim ekonomisidir.”

