Premium çiçek tasarım markası Ribbon Flowers’ın kurucu ortağı Buse Bayraktar Üçer, seramik vazolardan soya mumlarına ve özel tasarım kanvas çantalara uzanan estetik dünyasının kapılarını açtı. Çiçeği gündelik hayatın merkezine alan yaratıcı girişimci, ilham kaynaklarını ve markasının felsefesini paylaştı.
New York Sokaklarından Doğan Ribbon Flowers Girişimi
Çiçekler kimileri için yalnızca özel günleri taçlandıran birer araçken, kimileri için günlük yaşamın ritmini belirleyen asli unsurlar arasında yer alıyor. Buse Bayraktar Üçer de bu tutkuyu profesyonel hayatına entegre eden isimlerden biri. New York’ta yaşadığı dönemde semt pazarından edindiği vintage bir vazoyu her hafta taze çiçeklerle doldurma alışkanlığı, Haziran 2014 tarihinde İstanbul’da eşi Ömer Üçer ile birlikte hayata geçirdikleri Ribbon Flowers markasının temellerini attı. Bugün markanın kreatif direktörlüğünü üstlenen Üçer, 2023 yılında EY Entrepreneurial Winning Women EMEIA programına seçilen 55 başarılı kadın girişimci arasında kendine yer buldu.
Toprağın Sıcaklığı: Seramik ve Porselen Tutkusu
Buse Bayraktar Üçer için tasarımlarında seramik ve porselenin özel bir yeri var, çünkü kendi ifadesiyle her şey New York’ta aldığı o ilk vazo ile başladı. El işçiliğiyle şekillenen seramiklerin üzerindeki parmak izleri ile doğada hiçbir zaman birbirinin tıpatıp aynısı olmayan iki şakayık çiçeği arasındaki benzerlik, bu iki unsuru bir araya getiriyor. Türkiye genelinden ve yurt dışı seyahatlerinden topladığı sürahi ve çanak formundaki geniş vazo koleksiyonuna sahip olan tasarımcı, porselenin zarafeti ile seramiğin topraksı dokusu arasında estetik bir denge kuruyor. Yeniköy’deki evinin salonunda InStyle Home için Erhan Tarlığ tarafından fotoğraflanan Üçer, siyah seramik vazodaki lale ve bordo ortanca aranjmanlarıyla bu uyumu sergiliyor.
Hande Ceramics İş Birliğiyle Hayat Bulan Koleksiyon
Tasarımcının hayallerini süsleyen vazo üretimi, kendi seramik atölyesi bulunan kadın girişimci Hande Ceramics ile yapılan ortaklıkla gerçeğe dönüştü. Üçer’in özgün çizimlerinden ilhamla tamamen el yapımı olarak üretilen bu seçkide, her bir parçanın kendine has ufak farklılıkları bulunuyor. Hem çiçeklerin yerleşimi hem de ev dekorasyonu göz önüne alınarak tasarlanan sürahi formlu bu vazolar, çiçekleri bittikten sonra bile şık birer obje olarak rafları süsleyebiliyor. Ürünler markanın web sitesinde tekli ya da “pembe çizgili el işi seramik sürahide 25 pembe şakayık” veya “antrasit seramik sürahi vazoda rengarenk çiçekler” gibi özel tasarımların birer parçası olarak sunuluyor.
Doğru Vazonun Çiçek Tasarımındaki Rolü
Bir aranjmanın anlatacağı hikaye, kullanılan vazonun formuyla doğrudan değişiyor. Buse Bayraktar Üçer, bu felsefeyi şu sözlerle aktarıyor: “Lüks, pahalı olan değil; doğru çiçeği doğru vazoda en iyi hâliyle sunabilmek.” Geniş gövdeli vazolar dolgun şakayıklara alan tanırken, heykelsi duruşuyla bilinen gala çiçeği ise ince tasarımlarda tek başına gücünü gösteriyor. Çiçeklerin boyu, dalların ağırlık dengesi ve sergileneceği alanın yüksekliği vazonun seçiminde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle markanın lüks tasarımlarında özel seramikler ile gümüş ayaklı vazolar sessiz birer ortak olarak tercih ediliyor.
Soya Mumları ve Sürdürülebilir Kanvas Çantalar
Görsel şöleni koku duyusuyla tamamlamak isteyen marka, el yapımı soya mumları için dört farklı koku kombinasyonu geliştirdi. Cinnamon + Apple Leaf, Eucalyptus + Palm, Cactus Flower + Peony ve Cherry Blossom + Ivy esanslarından oluşan bu mumlar, çiçek tasarımlarıyla birlikte şık hediye kutularında yer alabiliyor.
Ayrıca, ambalaj atıklarını azaltmak amacıyla tasarlanan ve üzerinde “Happiness delivered” ifadesi yer alan kanvas çiçek taşıma çantası, markanın sürdürülebilirlik vizyonunu yansıtıyor. Kullanıcıların beğenisini toplayan bu çantalar, tek kullanımlık paketlerin aksine mağazaya geri getirilerek tekrar tekrar kullanılabiliyor. Üçer, doğanın ritmine ayak uydurmak adına koleksiyonlarında her zaman mevsim çiçeklerine öncelik verdiklerini vurguluyor.
Sanat, Mimari ve Doğadan Süzülen İlham
Buse Bayraktar Üçer için doğanın yanı sıra seyahat ettiği şehirlerin mimarisi, müzelerdeki tabloların ışık oyunları ve moda dünyasındaki kumaş dokuları en büyük ilham kaynakları arasında. Hafta sonları Yeniköy’deki evinde, sabah kahvesi eşliğinde gerçekleştirdiği denemeler atölyedeki yeni koleksiyonlara can veriyor. Seyahatlerinden genellikle duvar, kapı ve pencere fotoğraflarıyla dönen Üçer, tasarımlarında bu detayları harmanlıyor. Örneğin, lila ve pembe tonların birleştiği Queen Protealı Lila Buket adeta sanatsal bir heykel hissi uyandırırken, ortancalar tablolardaki yumuşak fırça darbelerini andırıyor. Çiçeklerle bir arada yaşamak, insanı doğanın mevsimsel döngülerine bağlayarak yaşam kalitesini artırıyor.

